Azımsanan Bir Değer: Kurumsal Su Ayak İzi le Etkin Su Yönetimi

Su. İnsanlık tarihi boyunca her zaman hayat, şifa, huzur gibi kavramlarla ilişkilendirilmiş en biricik kaynağımız. Su biriciktir derken gerçekten onun özgünlüğüne ve önemine dikkat çekmeye çalışıyorum. Bir organizmanın en temel yapıtaşlarından, herhangi bir rahatsızlığımızın ilk danışılan çaresi. Tedarik zincirini düşündüğümüzde hem kullanılan bir stok hem de yönetilmesi gereken bir akış. Kolayca erişebildiğimiz sıcaklıklarda farklı hallerde değişik lokasyonlarda bulunabilen, tuzluluğu ve içindeki kimyasal kompozisyonu değişkenlik gösteren, belki topraktan sızarak belki bir dereden akarak sisteme giriş ve çıkış yapabilen yegâne kaynağımızdır su. Biricik, çünkü onun yerini başka hiçbir kaynak alamaz [1] 

Buna rağmen suyu ne kadar önemsediğimizi çoğu zaman sadece ondan yoksun kaldığımızda anlarız. Kısa bir su kesintisi bile gündelik yaşamı altüst edebilir. Üstelik kullandığımız su, sadece musluklarımızdan akanla sınırlı değildir; yediğimiz gıdadan sanayideki prosese kadar hemen her üretim ve tüketim biçimi suya bağımlıdır. 

Tam da bu nedenle su yönetimini kavramsal bir zemine oturtmak gerekir. Su ayak izi kavramı ilk olarak 2002’de UNESCO-IHE Su Eğitimi Enstitüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Arjen Hoekstra tarafından ortaya atılmış, metodolojik çerçevesi 2011’de yayımlanan “Water Footprint Assessment Manual” ile detaylandırılmış ve 2014’te ISO 14046 standardı ile uluslararası düzeyde standardize edilmiştir. Tanım gereği su ayak izi, tatlı su kullanımının göstergesidir ve hem doğrudan hem de dolaylı su kullanımına bakar [2] 

Su ayak izi yalnızca su tüketimini değil, suyun arzını ve kirliliğini birlikte ele alan çok boyutlu bir çerçevedir. Örneğin Ege’de bir köyde tarıma harcanan suyun miktarı, tek başına su ayak izi sayılmaz. Suyu harcadığınız coğrafyanın su rezervi de önemlidir. Bununla birlikte tarımsal sularla taşınan pestisitlerin ne olduğu, miktarını ve nereye deşarj olduğunu da değerlendirmek gerekir. Yani su ayak izi, doğası gereği, karbon ayak izi gibi tek bir birim üzerinden (CO2 eşleniği) değerlendirilemez, birden fazla etkinin birlikte yorumlanmasını gerektirir.  

 

Şekil 1. Türkiye Su Stresi Haritası 

Bu yorumun tutarlılığı, ISO 14046’nın yaşam döngüsü yaklaşımı sayesinde sağlanır. Standart, ham madde çıkarımından işleme, üretim, paketleme ve lojistiğe; kullanım ve bertarafa kadar tüm aşamalarda doğrudan ve dolaylı su kullanımlarını kapsar. Dolaylı kullanımlar literatürde sanal su olarak anılır ve çoğu sektörde toplam etkinin kritik bir bölümünü oluşturur. Örneğin bir kot pantolon giymek doğrudan su tüketen bir işlem değildir; ancak o pantolonun üretimi için yaklaşık 10.000 litre su harcanır. Bu su, pamuk yetiştirilmesinden boyama ve işleme süreçlerine kadar tüm tedarik zincirinde kullanılır ve ürünün su ayak izine dâhildir [3]. 

Kurumsal su ayak izi hesaplaması çoğu şirket için öncelikli bir konu değildir, çünkü su değerinin altında fiyatlandırılan bir kaynaktır, çoğu zaman fiyatı hammadde ve enerji fiyatlarının altında kalır. Hatta dilimize yerleşmiş “Sudan ucuz” deyimi bunun bir göstergesi gibidir. Bunun temel nedeninin, sanırım ilk öğrendiğim bilgilerden olan Dünya’nın %70’inin sularla kaplı olması olduğunu düşünüyorum. Arzın çok fazla olduğu düşüncesi, talebi önceliklendiren bir ekonomik sistem yaratmıştır. Oysa en büyük risk, su kıtlığının doğasıdır. Su fiyatları, arzda yaşanacak bir kısıtlanma ile ani ve dramatik değişimler gösterebilir. Bu durum, küresel ısınmada olduğu gibi zamana yayılmış bir şekilde değil, hızlı ve hayati etkiler yaratabilir.  

Anlık olarak şirketlerin büyük çoğunluğu sadece minimum yasal deşarj standartlarına uyacak şekilde operasyonlarını sürdürmektedir. Ancak şirketler operasyonlarına devam edebilmek için sadece yasal gerekliliklere uymak değil aynı zamanda tedarik zincirlerinin sorunsuz bir şekilde işleyebilmesini sağlamaktan da sorumludur. Tam da bu nedenle etkin bir su yönetimi, özellikle suya bağımlılıkları yüksek işletmeler için büyük bir değer barındırır. Etkin su yönetimi, suyla olan ilişkinin analizi ile bir diğer deyişle su ayak izinin ölçümlenmesi ile başlar.  

Şirketler bu analiz sayesinde suya olan bağımlılıklarını, kırılgan noktalarını ve potansiyel maliyet dışı riskleri görünür kılarlar. Üstelik bu çalışmalar SBTi, EcoVadis gibi sürdürülebilirlik derecelendirme sistemlerinde puan etkisi yaratmaları ve yeşil finansmana erişimi kolaylaştırmaları bakımından da kritik hale gelmiştir. Belki de en önemlisi, bir şirket; operasyonlarını sınırlı kaynaklara bağımlılığını azaltabildiği ölçüde uzun ömürlü olur. Kısacası, su yönetimi yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, rekabet avantajı sağlayan stratejik bir yatırımdır. 

Mevzuatlar da artan su risklerine karşı şekillenmeye başlamıştır. 2024’te ülkemizde yürürlüğe giren Su Verimliliği Yönetmeliği, sanayi tesisleri, büyük işletmeler ve binalarda su yönetimi birimi kurulmasını; su kullanım planı hazırlanmasını, sayaçlı izleme ve alternatif su kaynaklarının (yağmur, gri su) kullanılmasını zorunlu kıldı. Ayrıca yıllık su verimliliği raporları ve performans göstergeleriyle sürekli iyileştirme hedefleniyor [4]. Bu yaklaşım hem EU Water Framework Directive hem de ISO 14046 metodolojisi ile uyumludur. Miktar ve kalite bazlı etkilerin şeffaflaşmasıyla kurumsal stratejiler somut metriklerle yönetilebilir. 

Kurumsal su ayak izi değerlendirmesini hali hazırda bir süredir yapan şirketler için ise bir sonraki adım sistem sınırlarını havzaya genişletmek olabilir. Çünkü su paylaşılan bir kaynaktır, bu nedenle kollektif bir su havzası yönetimi elzemdir. Bu kadar uzun anlattıktan sonra su yönetiminin çok zor, karmaşık veya ulaşılamayacak bir idea gibi duyulmasını istemem. Zaten yeryüzündeki her kara canlısı bir havza içinde yaşar; her aktör kendi havzasında bu ortak yönetimi başarırsa, bütüncül ölçekte etkin su yönetimi doğal olarak sağlanmış olacaktır.   

Su gibi aziz olmanız dileğiyle.  

Kaynakça 

 

[1]   C. E. M. S. M. Piero Morseletto, “Circular Economy of Water: Definition, Strategies and Challenges,” Circular Economy and Sustainability, pp. 1463-1477, 2022.  
[2]   A. K. C. M. M. A. Arjen Y. Hoekstra, The Water Footprint Assessment Manual: Setting the Global Standard, Daugherty Water for Food Global Institute: Faculty Publications, 2011.  
[3]   International Organization for Standardization (ISO), ” ISO 14046:2014 – Environmental management – Water footprint – Principles, requirements and guidelines,” ISO, Geneva, Switzerland, 2014. 
[4]   Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, “Su Verimliliği Yönetmeliği,” Resmi Gazete, 32765, 2024. 

 

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Phone
Whatsapp