İklim Etkisi Yönetim Yapısı Nereye Evriliyor?

TSRS Etkisi, Holding (Enterprise) Yapıları, Finansal Raporlarla Uyum

  1. Giriş & Mevcut Durum

Kuruluşların iklim değişikliği üzerindeki etkilerinin ölçümlenmesinin farklı standart ve gerekliliklerle düzenlenen bir çok metodu mevcut. Kurumsal karbon ve su ayak izi metrikleri güncelde en sık talep edilen metodlar. Yakın gelecekte kurumsal biyoçeşitlilik, kurumsal sosyal etki gibi yeni kurumsal metriklerin geleceğini ön görmekle birlikte, yazımı kurumsal karbon ayak izi etrafında şekillendirmek isterim.

Bu yazımda kavramsal temele derinlemesine giriş yapmayacağım, ancak temel taşları hatırlatmak isterim. Kurumsal karbon ayak izini doğrudan ve dolaylı emisyonların, belirlenen kuruluş sınırlarında, ilgili aktivitelerin yer aldığı sistem sınırlarıyla takip ediyoruz. Kuruluşun bir anlamda baştan sona fotoğrafını çekiyoruz.

Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standardı (TSRS) yürürlüğe girdikten sonra, kapsamdaki firmaların doğrudan emisyonları ve enerji dolayları emisyonları ilk 2 yıl için zorunlu tutuldu. Değer zinciri kaynaklı dolaylı emisyonların muafiyeti ise geçiş dönemini tamamlayan firmalar için sonlanmış olacak. TSRS uyumlu raporun ise, yıllık finansal raporla birlikte yayınlanması zorunlu. Dolayısıyla takribi ilk çeyrekte bir önceki yılın kurumsal karbon ayak izi çalışmasının tamamlanmış olması gerekiyor.

Karbon ayak izi çalışması, özellikle değer zinciri dolaylı emisyonlarda, firma operasyonel yapısı da karmaşık ise bir hâyli vakit alabilmekte. Farklı iş birimlerinden alınması gereken veriler, verilerin kontrolü ve uygunluğu ile işlenmesi işin içine girdiğinde raporlama sürecinde gösterilen eforun önceki yıllara göre ciddi anlamda artacak olması anlamına geliyor.

Piyasada gördüğümüz kadarıyla, Kapsam 3 tarafında gönüllü beyan veren firmaların, gönüllülük durumlarını bir adaptasyon süreci olarak değerlendirdikleri yönünde. Bu aksiyon, ilk etapta fazladan efor olarak görülse de, sonraki yılların süreç optimizasyonları açısından avantaj sağlayacağı aşikâr. Muafiyet döneminde temelleri iyi oturtulmuş bir karbon ayak izi süreci, zorunlu raporlama yıllarda mutlaka hazır bulunuşluk sağlayacaktır.

Karbon ayak izi çalışmasının beyanı, sürdürülebilirlik raporunun denetlemesinde veri doğrulamasını gerektirse de, karbon ayak izi çalışmasının ayrıca bir doğrulamasını şu an için zorunlu tutmuyor. Kapsam 1-2 aktivitelerinde her ne kadar sınırlı güvence önerilse de, Kapsam 3 tarafında zorunluluk -şu an için- mevcut değil.

2. Holding (Enterprise) Yapıları

Makale içeriği

Görsel:Temsili Organizasyon Yapısıdır

Farklı kuruluşları bulunan ve operasyon ağı büyük firmalarda karbon ayak izi metriğinin yönetişimi TSRS ile birlikte bir hayli karmaşık hâle geliyor. Burada önceki çalışmalarla temel fark TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunun, esasında finansal raporu destekleyen karar mekanizması olmasından kaynaklanıyor. Bu durum, karbon ayak izi sonuçlarının finansal raporla uyumlu bir şekilde konsolide edilmesi zorunluluğunu getiriyor. Topluluk içi alım satımlar, mükerrer ortaklıklar, ortak binalar ve çalışanlar, her yıl değişen ortaklık yüzdeleri gibi; özel çalışma getiren birçok gereklilikle karşı karşıya kalınıyor.

TSRS uyumlu raporda, konsolidasyonun doğru yapılması ve finansal raporla uyumlu olması (Bkz. Başlık 3) raporun sürekliliği ve istikrarlı bir yatırımcı sunumu için kritik önem taşımaktadır. Uygulamanın ilk yıllarında yıldan yıla raporlarda sonuçların değişmesi uygun açıklama yapılması şartıyla kısmen uygulansa da, ilerleyen yıllardı istikrarı sağlamak, kuruluşların yatırımcı itibarlarını etkileyen bir unsur hâline geliyor.

Konsolidasyon sırasında karbon ayak izi çalışmalarını regüle eden standartlara uyum sağlanırken, bir yandan da kuruluşun operasyonlarına en uygun yaklaşımların seçilmesi, finansal verilerle karbon ayak izi metriklerinin uyumlu olmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla, IFRS uyumlu muhasebe konsolidasyonu, TSRS konsolidasyonu ve karbon ayak izi metriklerinin birlikte yorumlanması ve doğru çıktılar vermesi sağlanacaktır. (Konsolidasyon yaklaşımları ile ilgili detaylı bilgi için bkz. https://metsims.com/tr/kurumsal-karbon-muhasebesi-icin-erken-planlama/)

Bu gelişmeler, kuruluşlarda kurumsal karbon ayak izi çalışmaları için yönetişim modellerini yeni düzene adapte etmesini gerektiriyor. Yıllık raporlama periyotlarına uyum, hesaplama kalitesinin geliştirilmesi ve değişken koşullara hızlı cevap verebilme; bu yönetişim modelinin en kritik noktası. Birden çok birimin katılımıyla sürecin yürütülmesi, teknik altyapıyı sağlam temeller üzerine kurarak mümkün. Bu noktada kuruluşların mümkün oldukça manuel yöntemleri, daha güvenilir ve hızlı dijital çözümlerle değiştirmesini gerekli kılıyor. Dijital dönüşümün artık kaçınılmaz olduğunu, kurumsal karbon ayak izi çalışmalarında da görmekteyiz.

3. Finansal Raporlarla Uyum

TSRS ile birlikte kurumsal sürdürülebilirlik raporlamasının finansal raporlamanın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, karbon ayak izi çalışmalarının artık yalnızca çevresel bir performans göstergesi olmaktan çıkıp finansal raporlama mimarisinin bir girdisi haline gelmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum, özellikle konsolidasyon düzeyinde üretilen emisyon verilerinin, finansal tablolarla tam uyumlu, izlenebilir ve denetlenebilir bir yapıda sunulmasını gerektirir.

Finansal raporlama ile karbon verisi arasındaki temel uyum noktası, “kuruluş sınırları” ve “konsolidasyon yaklaşımı”dır. Finansal raporlarda kullanılan kontrol (control) veya oransal sahiplik (equity share) temelli konsolidasyon yaklaşımlarının, karbon ayak izi hesaplamalarında da tutarlı şekilde uygulanması gerekir. Aksi durumda, aynı ekonomik faaliyetin farklı raporlamalarda farklı emisyon sonuçları üretmesi hem veri bütünlüğünü hem de rapor güvenilirliğini zayıflatır.

Bu uyum ihtiyacı yalnızca sınır tanımı ile sınırlı değildir. Gelir-gider kalemleri, varlık kullanımı, üretim hacmi ve enerji tüketimi gibi finansal veri setleri, karbon hesaplamalarının doğrulama mekanizması olarak giderek daha kritik bir rol üstlenmektedir. Özellikle enerji yoğun sektörlerde, finansal muhasebe kayıtları ile operasyonel tüketim verilerinin çapraz doğrulanması, emisyon envanterinin güvenilirliğini artıran temel bir kontrol noktası haline gelmektedir.

TSRS’nin finansal raporlarla eş zamanlı yayın zorunluluğu, karbon ayak izi hesaplamalarının “rapor üretim süreci” olmaktan çıkıp “finansal kapanış süreci”nin bir parçası haline gelmesine yol açmaktadır. Bu durum, veri toplama, doğrulama ve konsolidasyon adımlarının artık yıllık raporlama takvimi ile entegre bir şekilde yönetilmesini gerektirir. Dolayısıyla karbon muhasebesi, finansal kapanış takvimine paralel ilerleyen bir operasyonel disipline dönüşmektedir.

Bu entegrasyon aynı zamanda kurumsal yönetişim açısından da yeni bir sorumluluk alanı yaratmaktadır. Finans, sürdürülebilirlik ve operasyon ekiplerinin ortak çalıştığı entegre veri yönetim yapıları; hem TSRS uyumu hem de yatırımcı beklentileri açısından kritik hale gelmektedir. Bu nedenle birçok kuruluş için karbon verisi artık bağımsız bir sürdürülebilirlik çıktısı değil, finansal raporlamanın doğruluk ve bütünlük testlerinden geçen bir bileşeni olarak ele alınmaktadır.

Sonuç olarak, finansal raporlarla uyum gerekliliği, kurumsal karbon ayak izi çalışmalarını teknik bir hesaplama sürecinden çıkarıp kurumsal raporlama mimarisinin merkezine yerleştirmektedir. Bu dönüşüm, yalnızca uyum sağlama zorunluluğu değil, aynı zamanda veri kalitesi, şeffaflık ve yatırımcı güveni açısından stratejik bir yeniden yapılanma ihtiyacını da beraberinde getirmektedir.

Metsims Sustainability Consulting

Sürdürülebilirlik Danışmanı Necati Görkem Aydoğan

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Phone
Whatsapp